Antep – Ayntab


Sürgün rotasının şimdiki Türkiye sınırlarında kalan son noktasındayım. Antep. Bizim isimle Ayntab. Önceki yazımda da demiştim. Rota ilerledikçe giderek ağırlaşıyor duygusal yükü. Antep’te artık yorgunluk basıyor. Ben tren ve trenin çalışmadığı yerlerde otobüsle ilerlerken, insanların bu yolları yürüdüğünü, duraksız ilerlediklerini düşündükçe daha da ağırlaşıyor her gittiğim kentteki hava…

Gece vardığım Ayntab’ta biraz kendime çeki düzen vermek için berber arıyorum. Ermeni mahallesinde şimdinin Kurtuluş Camii’nin altında ışığı zar zor yanan içeride usturasını kayışta bileyen bir amca oturuyor.

Traşımızı orada olalım diyoruz, hem de mahalle ile ilgili bilgi alırız.

Daha önce Ayntab’a geldiğimde restorasyonu tamamlanmış olan eski Meryemana Ermeni Kilisesi, 80’lerin cezaevi ve şimdinin Kurtuluş Camii’nde hala süren hummalı bir çalışma var. Ben berbere girerken camii altındaki dükkan sahiplerinin konuşmalarına kulak misafiri oluyorum. Kilisenin arkasında bulunan papaz evleri restore ediliyormuş şimdi de.

Berberin dediğine göre “bu mahallede restorasyon bir türlü bitmedi.”

Berberin dediğine göre de “Zaten camiiye cumadan cumaya belki bir 10 kişi geliyor”

Ayntab’ın belediyesinin ‘müzeler şehri’ projesi kapsamında şehrin her yeri müze kaplanmış. Bu müzelerin çoğu da eski Ermeni evleri…

WP_20150415_003

Haçı kapamak için Türk bayrağı

Şehirde güzel yüzlü, güler yüzlü insanlar karşılıyorlar beni. Her biri diğerinden değerli insanlar. Sevgili dostum tarihçi Ümit Kurt’un bana önerdiği isimlerle Ayntab’ın sokaklarındayım.

Murad Uçaner, Türkiye’deki birçok tarihçiden daha detaylı ve derin bir Ayntab bilgisine sahip. Kendi kendine öğrendiği Ermenice ile Ayntab tarihi ile ilgili kitapları tercüme eden Uçaner, bölgede edinebileceğiniz en iyi rehber.

Meryemana Kilisesine gidiyoruz ilk olarak. Papaz evlerinin restorasyonuna göz attıktan sonra, içeriye bakıyorum. Yıllardır bu camiide apsisten koca bir bayrak asılıdır. Arkasındaki haçı kapatmak için asılan bu bayrak restorasyon sırasında da orada duruyor. Belli ki herkesin kilise diye bildiği Kurtuluş Camii’nin kilise geçmişini konusu açılmazsa, veya haç görünmez ise unutturulabileceği düşünülüyor.

Hemen kilisenin karşısındaki Ermeni mahallesinde ise hummalı bir enileme çalışması var. Mahalledeki evlerin neredeyse hepsinin dışı sıvalarla kapatılmış. İçleri ise harabe. Kilisenin yanındaki Vartanyan mektebi ise yıkılmaya terk edilmiş.

Nazaryanlar…

Uçaner ile Ermeni mahallesinde gezerken ufak bir restorasyon ile bir kısmı kafe olarak kullanılan eksi bir konağa giriyoruz. “Çok beğeneceksin” diyor heyecanla… Neyi beğeneceğimi içeri girdiğimde anlıyorum. Konağın sol tarafındaki yapıya hiç dokunulmamış. Murad’ın da girişimleriyle Papirüs Kafe’nin sahipleri bu bölümü olduğu gibi korumuş. Eskiden hizmetçilerin ve çalışanların yaşadığı sanılan sağ tarafı ise şu anda kafe olarak hizmet veriyor.

WP_20150415_11_31_21_Pro

Nazaryan 1700’lerde şehirdeki en zengin ve güçlü ailelerden biri. Kara Nazar olarak geçen aile reisi bu konağı 1825’te yaptırmış. İsmi Ermenice harflerle binanın birçok yerinde yazıyor. Konağın en önemli özelliği, yukarıda bahsettiğim korunan odaların duvarlarında, tavanında ve kapılarındaki Ermenilerle ilgili tarihi ve antik değer taşıyan tüm resim ve yazıların halen o günkü gibi duruyor olması. Bugüne kadar Anadolu’dan bu denli sağlam duran bir yapı daha görmemiştim açıkçası… Kara Nazar’ın konağı küçük birkaç girişimle ‘müzeler kenti’ hayaline bir de Ermeni konağı ekleyebilir.

Kevork Çavuş’un karısı

Sokak arasında gezerken bir ev gösteriyor Murad Uçaner, kendisinin restorasyonuna başlayıp da bitiremediği evlerden biri. Üst katında ünlü Ermeni fedai Kevork Çavuş’un karısı Heghine’nin elinde silahlarla verdiği bir pozunu nasıl bulduğunu anlatıyor. Restorasyon sırasında binada dolanan kediye de Kevork Çavuş adını koymuş.

Ayntab’ın her yerinde restorasyon var. Ermenilerin izlerine hala rastlayabiliyoruz. Antepliler de konuşmak ve yüzleşmek konusunda oldukça açık fikirliler. Bir çay molası veriyoruz. Celal Deniz ve arkadaşları da ekleniyor bize. İki çay sonra sonra masaya eklenenlerle sohbet derinleşiyor.

Kokudan uyuyamıyorlarmış”

Masanın bir köşesinde sessizce oturan ressam Nusret amca birden dile geliyor: “Urfa’da Adıyaman’da çok katletmişler. Dedelerimiz anlatırdı. Öldürdük, dereye attık, o kadar çok ceset vardı ki köprü oldu karşı tarafa kadar. Kokusu 5 kilometre öteden gelirdi.”

Ne diyeceğimi bilemiyorum. Ben hep Ermenilerden dinlemeye alışıkken bu hikayeleri şimdi Ayntab’ta karşı taraftan aynı şeyleri dinlemek, yüzleşmede gelinen noktayı gösteriyor adeta. Devam ediyor Nusret Amca “Adıyaman taraflarında, çevredeki 5 köyden toplamışlar. ‘Biz size asker verelim’ demişler. Topluca süngülemişler. Silah da yokmuş. Dedem anlatırdı”

Bir tarafım hain diğeri ise kurtarıcı”

Ayntab’ın ileri gelen ailelerinden beri Osmanlı’dan bugüne uzanan kökleriyle Cenani’ler. Ali Cenani İttihat Terakki Cemiyeti’nin kurucu üyelerinden ve aynı zamanda Osmanlı mebusu. Atatürk’e yakınlığı ile biliniyor ve bölgede Ermenilerin tehcir edilmesi yönünde halkı kışkırtıcı propagandalarıyla meşhur. Kendisi 1924’te de Ticaret bakanlığı yapıyor. Ali Cenani adı şimdi şehirdeki bir kültür merkezinde yaşatılıyor. Konak Ermeni mahallesi ile Türk mahallesinin tam ortasında. Bu anlamda ilgin bir toplantıya da evsahipliği yaptığı biliniyor. Ayntep halkının Ermenilerin tehciri ile ilgili tartışmaların burada yaptığı anlatılıyor.

Masamızın bir ucunda uzaktan bir akrabası oturuyor Cenani’nin. Haluk Soysal. Cenani ailesinin bir kısmının ise tehcir zamanında Ermenileri sakladığını anlatıyor: “Bir tarafım hain diğeri ise kurtarıcı olmuş” diyor acı bir gülümsemeyle. “Hatta Cenani’nin Ermeni olduğu da söylenir. Bizim konakta sonradan kazı da yapılmış altın aranmış. Cenaze töreninin Harutyun Cenaniyan diye yapıldığı söylenir”.

Önce sohbetteki kimse inanmıyor. Ayntab dönüş yolunda internetten yaptığım küçük bir araştırma Tarsus Koleji’nin kurucularından ve 1888-1893 yılları arasında yöneticilik yapan Harutyun Cenaniyan isimli birinden bahsedildiğini kolejin sayfasından öğreniyorum. Aynı kaynak bana Cenaniyan’ın Antep’li olduğunu söylüyor. Bu kadarı da tesadüf diyorum, ama bu başlı başına başka bir araştırma konusu.

Ayntab’ta bugün ayakta kalan birçok Ermeni yapısı ve kültür mirası var. Bir o kadar da sözlü tarih. Bana kısa sohbetimiz sırasında sizlere aktardığımın en az 10 katı bilgi ve anı aktaran dostlarımızı geride bırakıp Urfa yoluna düşme vakti. Ne mutlu Ayntab’a ki şehrinin geçmişini unutturmak istemeyen küçük de olsa bir topluluğa sahip.

Reklamlar

Antep – Ayntab” üzerine bir yorum

  1. Gaziantep tarihi boyunca kültür mozaiği olmuş bir şehirdir; ne ırk ne de din ayrımı olmaksızın herkes uyum içerisinde yaşamıştır. yakın tarihteki bir iki kötü olay haricinde hala da sorun yaşanmamaktadır. ermeni meselesi zamanında da mutlaka kötü olaylar yaşanmıştır, “şöyle olmuştur” diyecek durumum yok ama kardeş olarak yaşayan toplum bir anda bu hale gelmesi için de sağlam olaylar olmalı. dolayısıyla yüzleşmek gerekiyorsa her iki taraf da kendisiyle yüzleşmeli…

    Gelelim diğer meseleye;
    Bahsedilen bölge koruma amaçlı imar planı içinde olması ve bazıların tescilli binalar olmasından dolayı bakım onarım yapılması zor işlerdi. Buralarda yaşayan insanlarından ekonomik durumu iyi olanlar yeni mahallelere taşındı geri kalanlar ise bina işlerini görünceye kadar kullanmaya çalıştılar. Bazıları imalathanelere dönüştü, bazılarına betonarme eklentiler yapıldı, bir kısmı yıkıldı…

    Bu binaların mekanların hepsi kültürümüzün bir parçası. Gönül isterdi ki hepsi bina ve mekan olarak korunsun. Zaman içinde konut olmasa bile yeni bir fonksiyon bulunarak kullanılabilirdi.

    Meryemana kilisesi/Kurtuluş cami veya eski hapishane… adını ne olarak koyarsanız koyun bence asıl önemli olan binanın korunuyor ve yaşatılıyor olması… Cumadan cumaya 10 kişinin geliyor olması (ki buna inanmıyorum, bu cuma gidip test edeceğim) neyi gösterir. Hollanda’da cemaati bulunmayan kiliseleri sırf yaşatmak için Müslümanlara tahsis edilmesi konusu herkesin malumudur. Dolayısıyla burada bakılması gereken binanın yaşatılması.

    Kültür Turizm Bakanlığı, Büyükşehir Belediyesi kültür varlıklarının restorasyonu için bütçe ayırmakta olup proje desteği de sunuyor. Keşke yıkılmaya terk edilmiş diye nitelediğiniz binalar için öncüler olsa da bu imkanlardan faydalanarak yeniden hayata tutundurulsa…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s