Sabaha karşı 04


Saat sabaha karşı 04:00
Azad kabus görüp gecenin bir vakti uyandı. Normalde huyu değildir keratanın ama 6 ayda toplasan 8-9 kez uyandı böyle.
gar du midi2Uyanınca ya kabusunu anlatıyor bana “mır mır mır, ya ya ya” diye. Ya gaz çıkarıyor, ya da biberonunu mammamlıyor.
6 ay oldu bugün.
Gecenin bir yarısı uyanıp da bana kabuslarını anlattığında ben de Azad’a başka hikayeler mırıldanıyorum. Şarkılar söylüyorum. Hayeren (Ermenice) söylüyoruz beraber. Mırıldanıyorum mamasını uyandırmamak için.
Ben mırmırladıkça, nefes alışlarım ve göğüs kafesimde mırıltıları dolaşan Hayeren ezgileri duymak için kulağını dayıyor göğsüme. Dinliyor sakin sakin mutlu bir suratla…

Bir yandan da “mır mır”.
Bizim Ermenice şarkılarımız hep hüzünlüdür. Ağlatır. Ninnilerimizin bile çoğu ağıt gibidir. Koca bir dünyanın acısını sığdırmışlar sanki şarkılara bizimkiler. Azad’a da gecenin bir vakti ağıt yakacak halimiz yok ya. Kendimize beğendiğimiz Ermenice şarkılardan bir liste yaptık Azadla. Artık her gece yatmadan “mırmır”lıyoruz.

Listemiz şöyle;
Sayat Nova – Kamança
Gomidas – Alayluğs
Harut Pambukçiyan- dariner antsan (Yıllar geçti)
Gayane Operasından Ambi dagits Çurne kalis (Bulutların altından su geliyor)
Arno Babajanyan
Zepür Gı Tarnam
(Meltem Olurum)

Bu liste her gece değişiyor ekleniyor ya da eksiliyor Azadın uykusunun ağırlığına göre…

İlk başlarda sözlerini hatırlayamadım birçok şarkının. Azad’ın garip bakışları arasındaki “mırmır”larım bir süre sonra sözlere de döküldü hatırlandı sözler Azad’ın bakışlarıyla.
Sözlerle birlikte sallanan sandalyemizde ben, göğsümde Azad ile akşam sefalarımıza Brüksel’deki evimizin açılır koltuğunda Linda eklendi birkaç gece sonra. Sesimin güzel olduğunu ben bilmezdim. Ama anlaşılan karıma ve çocuğuma güzelmiş.
İlk geceydi sözleri hatırladığım ve Linda’nın da yanımıza geldiği…

Hüngür hüngür ağladım…
Saatlerce. Azad uyudu koynumda ben şarkı söylerken ağlamaya başladım.
Bir süre sonra boğazım “düğüm düğüm” şarkıları da söyelyemedim. “mırmır”a devam ettim.
Linda sordu “Ne oldu diye?”
Sayat Nova oldu” dedim.
Helal dedim, bişiler işlenmiş kafama” dedim.

Ben şarkı söylemeyi sevsem de sevmesem Getronagan Derneği’nde yıllarca arkadaşlarımı görmek gırgır yapmak ve pin pon oynamak için gittiğim Sayat Nova Koro çalışmaları aklıma geldi.

Hiçbir zaman tam bir koro elemanı olamadım ben. Ne sesim elverdi ne de zihnim. Uzak kaldım bir şekilde. Toplasanız bir kez Sayat Nova Korosu’nun ikinci tenor elemanı olarak sahneye çıkmışımdır. O yıl da herhalde herkes sahnedeydi. Sesi olan veya olmayan. Bazımız playback yaptık şarkıları diğerleri de söyledi. 🙂

İşte Linda’ya verdiğim cevabın özünde o provalar var.
Sayat Nova oldu…
Ben ve yakın dostlarımın ailelerinin de dahil olduğu bir grup kurmuş Sayat Nova’yı…
1972’de.

Korodan çok bir sosyal faaliyet alanıydı Sayat Nova bizim için. Haftada bir iki gittiğimiz Ermeni okullarından yetişenler derneğinin çatısı altında yapılan provalar aslında Ermeni gençlerinin kaynaşması için bir ortam. İnsanların her şeylerini paylaştıkları, yaz aylarında pikniklere gittikleri bir sosyal gereç. Sosyal Medya gibi sosyal koro yani.

Facebook olmadığı zamanlarda anca bu yapılabiliyordu. 🙂

Sayat Nova’nın iyi bir koro olup olmamasını hiçbir zaman yadırgamadı Türkiyeli Ermeniler. Çünkü biliyorlardı ki koro sadece bir koro değildir. Koro, aynı zamanda biz Türkiyeli Ermenileri ayakta tutan insanlarımızın içini bin yıllardan beri süregelen bir kültürle dolduran bir şeydi. Yanından bile geçsen, iki provaya bile gelsen “ben Sayat Novalıyım” diyebildiğin sürece kaybolmayacağının garantisiyi, bu toplumda.

İşte Azad’a söylediğim şarkıların da arkasından gelen ağalamanın içinde bu ve bunun gibi düşünceler vardı.
Sayat Nova’ya bayılıyoruz.

Özellikle Kamança’ya.
Kafa sesiyle söylediğimde göğüs kafesimde daha çok yankı olduğu için Azad daha çok seviyor.

Arada nefes almak için sustuğumda gözleri kapalı Azad, elini ağzıma götürüyor ve parmaklarıyla dudaklarımı aralıyor. “Yerke” (söyle) dercesine…

Baba olmanın tadını aldığımız zamanlar biz erkekler için herhalde en çok geçmişimiz, geleceğimiz ve çocuklarımıza bırakacaklarımızı düşünüp, tek başımıza anneleri kadar bizlerin de onları güldürüp mutlu edebilceğini gördüğümüz, mutluluktan ağlamayı öğrendiğimiz zamanlar…

Bir baba olarak oğluma, Sayat Nova’nın her birimizin evinde olan fotokopilerle çoğaltılmış “yerkaran” (şarkı kitabı) kitabından şarkılar okuyabildiğim için öyle mutlu oldum ki o gece. Karımla karşılıklı ağladık böyle birkaç gece ard arda.

Azad bugün 6 aylık oldu.

Son 3 aydır Sayat Nova şarkılarıyla uyuyor.

Ben de Yerkaran kucağımda daha ne söyleyeyim diye bakıyorum…

dipnot: Yıllar önce Sayat Nova Korosu’nun yönetim kurulu seçimleri için yapılan bir genel kurul toplantısını hatırladım şimdi. Getronagan Derneği’nin Harbiye’deki lokalinde. O zaman herhalde 22-23 yaşındayımdır. Sürekli kasket vardı kafamda moda diye, darmaduman saçlarımı saklıyordum içinde. O gün toplantı salonunda yaşça benden çok büyük bir ağabeyimiz “şapkayla genel kurula girilmez” diye eleştirmişti yüksek sesle.

Ben de şapkamı çıkarMAmış ama salondan çıkmıştım protesto etmek için.

Şimdi, Azad’ın 6. ayını doldurduğu bu gece, koynumda Azad gecenin 04’ünde Sayat Nova şarkıları mırmırlarınırken oğluma, şapkam olsa çıkarırdım. O da Sayat Nova Korosu’nu kuranların biz bu kültür bir şekilde isetesek de istemesek de aşılayanlara selam olsun diye…

Getse Sayat Nova…

Reklamlar

Sabaha karşı 04” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s