Yeniden Rumca yayıncılık…


Türkiye yayıncılık tarihinde Ermeniler, Rumlar ve Musevilerin üretimleri oldukça eskilere uzanır. Cumhuriyetin memlekete gelişiyle birlikte Osmanlıca yayıncılık alfabe değişikliğinden dolayı doğal bir sekteye uğrarken alfabesinde devamlılığı Ermenice yayıncılık yapanların daha da kökleşmesini sağlamış. Ancak Cumhuriyet tarihinde Hristiyanlara ve Musevilere karşı meydana gelen olaylar başka bir boyutta kültürel soykırımı onlara yaşatmış. Türkiye gündemindeki siyasi olaylar zamanla nüfus kaybına sebep olduğundan yayıncılık da gitgide içine kapanmış.

Jamanak Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ara Koçunyan bir röporajımız sırasında Osmanlı’da Şark ekspresinin Jamanak gazetesini almadan seferine başlamadığını her gittiği durakta gazeteyi dağıttığını söylerdi. Yurtdışından Türkiye’ye gelen yeni ürünler de ilk bu gazetye ilan vererek ürünlerini duyururlarmış…

Yıllar sonra Türkiye’de tekrardan Rumca kitaplar yayınlayan bir yayınevi kuruldu Haziran ayında. İstos. Ağ demek. İstos yayınevi 60 yıllık bir aradan sonra Rumca yayıncılığı yeniden canlandıracak bir yeyınevi. Çıkışını da ard arda yayınladığı üç kitapla yaptı. Sırada daha birçok yayın var. Malum 60 yıllık arayı kapatmaya çalışıyorlar.

Yayınevinin kurucularından Haris Theodorelis ve Anna Maria Aslanoğlu ile İstos’un ağlarını topladığı Karaköy’deki Han’da sohbet ediyoruz:

İstos ne zaman kuruldu tam ve neler yapıyorsunuz burada…

Anna Maria Aslanoğlu İstos resmi anlamda 4 Haziran 2012’de kuruldu. Bu 2011’den beri devam eden toplantıların ve tartışmaların ürünüydü. Hemen Ertesi hafta da 3 kitapla piyasaya girdik.

Yayın hayatına giren bir yayınevi oldu İstos. Şu ana kadar hangi kitaplar ayyınlandı.

Haris Theodorelis Bizim üç farklı dizimiz var. Bu üç diziden birer örnekle başladık yayın hayatımıza. İlk serimiz Tanıklıklar. İlk kitabı da Fahiçe Çika. Ödüllü Yunan yazar Thos ??? bir romanı. Giresun’da doğmuş ve birinci dünya savaşında ailesini kaybetmiş bir kadının hikayesini anlatıyor. 12 Yaşında yürüyerek İstanbul’a geliyor. Karışık bir hayat hikayesi içerisinde Galata’daki genelevlerde çalışmaya başlıyor. Çok kişisel anıları üzerinden hayatını anlatırken nehir gibi akan üslubuyla aslında Cumhuriyet tarihini de anlatıyor bu kitap.

Bir cep kitabı bu. Bu serinin diğer kitapları da bu şekilde mi devame decek?

Haris Theodorelis Boyut olarak değil ama içerik olarak aynı olacak. Tanıklıklar serimizi başlatırken şöyle bir amacımız vardı. İstanbul’un tarihini Osmanlıdan bugüen sıradan insanların dilinden ifade etmek istiyorduk. Sıradan derken banker politikacı ve piskoposların bakışından değil halktan kişilerin dilinden. Ve kitaplara baktığınızda görüyorsunuz ki sıradan insanların tanıklıkları aslında inanılmaz bilgi dolu hikayeler sunuyor size.

Bir diğer dizimiz Politika-Historika. Özellikle azınlık politikalarıyla iglili bir dizi. Hem sosyoloji hem tarihsel, daha az akademik, gazeteci bakışıyla yazılmış. Bu dizi İstanbul Rumları bugün ve Yarın adlı konferansının tebliğleriyle başlıyor. Bu konferans 2006 yılında İstanbul’da düzenlenmişti ve Rum cemaati için çok ömenli bir kırılma noktasıydı. Türkçesi ilk kez yayınlanıyor.

İstos’u kimlik olarak nasıl tanımlamamız gerekiyor? Kitaplarınızda da farklı bir tasarım ve dil var. ömündeki kitap çift dilli basılmış ancak önlü arkalı değil her sayfanın karşısında Rumcası bulunuyor.

Haris Theodorelis Bu serinin adı Elenika. Kelime anlamında Yunanca demek, ancak Osmanlı’da argoda Elenika diye bir kavram da vardı. Bir şeyin Elenikasını bilmek o sanatın en derin noktalarını bilmek demekmiş. Elenika dizisi çağdaş yunan edebiyatı dizisi aslında. Türkçe’ye daha önce tercüme edilmemiş eserleri dahil ettik bu diziye. Nikos Kazancakis’in Çileci isimli kitabıyla başladık. Şu anda İstanbul’da çok güzel bir dinamik var. Çeşitli kesimlerden Yunancaya bir ilgi çıktı kurslar açıldı. Ona bir katkı olarak bu kitabı çıkarmak istedik. Kazancakis çok derin bir yazar ancak dil olarak çok halk dilini kullanan bir yazar. Nitche felsefesinin yunan Entelektüel ortamına bir aksaması olarak görülebilir bu kitap.

Bugüne kadar neden İstos gibi bir yayınevi yoktu?

A.A. Aslanoğlu Bu üç dizi ve kitap aslında bizim amacımızı ve kimliğimizi biraz ortaya koyuyor belki ama hikayemize şöyle de başlayabiliriz. İstos’unkuruluş toplantılarına katılan herkes hayatının belirli bir döneminde Yunanca’dan Türkçe’ye çeviri yapmış olan kişilerden oluşuyordu. Biraz bu konuda deneyimimiz vardı. Yunanca’dan Türkçe’ye çeviri yapanları biraraya getirmek ve bir ağ oluşturmak amacıyla toplanmaya başladık. İstos zaten ağ demek Yunanca’da.

Söylemek istediğimzi şeylere dair o ağı işlevli kılmaktı amaçlarımızdan biri aslında. Söylemek istediklerimiz de bu üç diziden belli oluyor zaten. Hem akademik çalışmalara bir katkı sunmak, hem bu coğrafyada gyrımüslimlerin toplumda algılandığı gibi sadece zenginlerden oluşan bir yapı olmadığını vurgulamak için tanıklıkları gündeme getirmek istedik.

Daha önce İstanbul’da Rumca yayın yapan bir yayınevi en son ne zaman varmış? Neden kapanmış?

Haris Theodorelis 62’de en son yayınevi kapanmış. Pirsos vardı bir dergi olarak. Ama Türkiye’de birlikte rumca dergi ile bilrikte kitap promosyonu veren ilk yayınlardan biriydi. Sahibi halen yaşıyor. Panayot Abacı. Politik anlamda Kıbrıs medelesi patlıyor ve 64 65’te rum topluluktaki Yunan vatandaşı olan insanlar sınır dışına atılıyor. O en büyük demografik kırılma.

A.A.Aslanoğlu Demokrafik olarak kırılan bir Rum toplumunun Entelektüel faaliyet üretememe durumuna düşmesi sebebiyle yayıncılık da durmuş.

Siz konuşurken aklıma şu da geldi. En son yayınevi türkiye’de 62’de kapanmış. Oysa ki Türkiye’de Yunan dili ve edebiyatı diye bir bölüm var. İnsanlar o dönemden sonra nasıl öğrenmiş ne öğrenmişler bu bölümlerde, fakültelerde?

Haris Theodorelis birkaç yıl önce dil öğretim kanunu değişti ve artık sadece devlet kurumları tarafından değil özel kurumlardan da Yunanca ve Ermenice dersleri verilebilmesi yönünde karar çıktı. Biz de cemaat kurumu olarak yapmıyoruz bu işi mesela. Yanyana gelen birkaç kişi olarak yapıyoruz bunları. Bugün bunları yapmaya müsait bir ortam var. 10-20 sene önce bunu yapmak mümkün değildi.

Bu arada Rumca mı demeliyiz Yunanca mı onu da buraya kadar gelmişken işin uzmanına soralım.

Haris Theodorelis Ben Yunanca demeyi tercih ediyorum. Mesela İstanbul Ermenicesi ile Ermenistan Ermenicesi arasındaki farktan çok daha az, küçük bir fark var. Dolayısı ile Yunanca demeyi tercih ediyorum ben. Yunanistan’ın en ünlü yazarlarına baktığımızda onlar da İzmir’li İstanbullu zaten. Yunan edebiyatının en önemli kalıpları buradan çıkmış sonuçta. Ayırmak çok doğru değil. Karadeniz’den bahsettiğimizde ben rumca diyorum. Orada tamamen benim de anlamadığım başka bir dialekt kullanılıyor.

A.A.Aslanoğlu Dilin adı Dunanca. İçerisine biraz daha türkçe kelimeler girdiğinde Rumca oluyormuş gibi geliyor bana da. Ama Dil den bahsettiğimizde Yunanca demek daha doğru.

İstos’un bundan sonraki yayınları arasında neler olacak. İlk ayda 3 kitapla çıkınca okuyucunun beklentisi oldukça yükseldi.

Haris Theodorelis 60 yıl sonra ilk kez İstanbul’dan çıkan bir ayzarın Yunanca/Rumca bir romanı yayınlanacak İstos’tan. Peder Dositeos’un romanı. Türkçesi Sürüncemeler ve yokuş aşağı gözü kapalı. 60’larda Atina’ya kaçmış rumlardan bahsediyor. Nasıl travmatik durumda yaşadıkları üzerine bir roman. ABD’de Vietnam sendromu olur ya ben ona benzetiyorum. Ben Rumların da bir İstanbul sendromu olduğuna inanıyorum. Kendisi bu durumu çok güzel anlatıyor romanında.

İstos’la birlikte bir üretim de başladı diyebilir miyiz? Yoksa daha önce de kitaplar yazılıyordu ancak yayınlanamıyordu Türkiye’de mi demek daha doğru?

A.A.Aslanoğlu Bu roman özellikle bu dönemde yazılmış bir roman değil. Ancak bu şekilde bir yol açmak da istedik. Çünkü Yunanistan’da da buradan giden birçok insanın yazdığı kitaplar var. onları da Türkiye’deki okuyucuya sunmak istiyoruz.

Biz özellikle önerilere açığız. Özellikle burdan gitmiş insanların yazdıklarını ortaya çıkarmaya çalışacağız. Tercüme konusunda ise son dönemde artan ilgi ile birlike Türkiye’den Yunanistan’a gidip dil öğrenenler gibi oradan gelip Türkçe öğrenenler de çok. Bu dil trafiğini artırmaya ve çevirileri de bu trafikle birlikte sıklaştırmaya çalışıyoruz.

Haris TheodorelisÇevirmenlerle organik bir bağ kurmak da önemli. Biz çevirmenlerle bir diyaloğa girmek ve beraber kara vermek istiyoruz. Çoğunlukla biz çevirmen arkadaşlarımıza onların Yunanca’dan çevrilmesini istedikleri, beğendikleri bir kitap olmadığını soruyoruz. Bu işekilde kollektif bir yapımız var.

Gelecek yayınlar arasında bir de sözlük görüyoruz listenizde.

Haris Theodorelis O Herkül Milas’ın hazırladığı bir çalışma. Türkçe ve Yunanca ortak kelimelerle ilgili yaptığı bir çalışma. 5Binin üzerinde kelime var o listede.

A.A.Aslanoğlu Türkçe ve Yunanca öğrenenler arasında oldukça popüler bir kitap olacak o. Herkül milas bölye bir çalışma yapmıştı Yunanistan’da biz de burada basalım istedik ve projeyi hayata geçirdik.

Siz çevirmenere soruyorsunuz ne yayınlamak istersiniz diye. Ben de size sorayım sizler neyi yayınlamak isterdiniz?

Haris Theodorelis Çok var, enreden başlayayım bilemedim. İki örnekv vereyim; biri Skalato Fizadiyos. Bu kişi Zoğrafyon Lisesi’nin 1850’lerdeki müdürü. Reşat Ekrem Koçu’nun rum versyonu. Onun İstanbul’u dolaştığı ve yazdıklarından oluşan üç ciltlik bir kitap var. O dönemin İstanbul’unun sosyal hayatının ve mahallelerinin anlatıldığı bir kitap. Örf ve adetler, panayırlara kadar her şey var o kitapta. Ama ne yazık ki bugüne kadar Türkçesi olmayan bir kitap.

İliyas Petropulos’un Rebetika kitabı var. Anadolu’dan İstanbul’a mübadele döneminde gelmiş insanların Rebetiko müziğine katkısını anlatan bir kitap. Arkasında da şarkı sözleri var.

A.A.Aslanoğlu benim aklımda bir sinemacı olan Zambrinos’un Küçük Asya savaşı sırasında derlediği görüntülerin üzerine yazdığı bir kitabı var. o bu görüntülerin ne anlama geldiğini ve bu görüntülerden tarihe nasıl bakılabileceğini anlatan bir kitap vardı. Biz de Küçük asya seferinde Yunan Propaganda Filmleri başlığı ile çevirdik bu kitabı.

Bu kadar kitabı yayına hazırlamak kolay değil çok zamana ihtiyacınız olacaktır…. Biz sizi artık serbest bırakalım. Çok teşekkürler…

Not: Bu söyleşiyi Tatavla Keyfi grubunun Baklahorani şarkısı eşliğinde seyretmenizi tavsiye ediyorum…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s