Nune Esayan ve milli kimliğimiz


Türkiyeli Ermeniler her zaman üretken olmuşlardır. Her ne kadar son yüzyılda başımıza gelenlerden dolayı sürekli darbe yesek de bu ülkede yine üretmeye devem ettik. Belki son dönem üretimlerin diasporadan geldiğini düşünenler, edebiyatın ve sanatın diasporadan çıktığını savunanlar olabilir ancak yine de Türkiye’de içinde bulunduğumuz şartlar Türkiyeli Ermenileri her zaman yaratıcılık konusunda en üst düzeye çıkarmıştır. 

Koro olamadığımız için ‘kilise korosu’, normal dernek olamadığımız için okullarımızın ‘mezun derneği’ (alumni) olmuşuzdur. Ama bu derneklerin faaliyetleri her zaman daha kapsamlı olmuştur. Evet, doğrudur ki 1980 darbesi Ermeni dernekleri, okulları ve sivil toplum kuruluşlarına da darbe vurmuştur ve bu yüzden de 80 sonrası dernek faaliyetleri daha kapalı olmuştur. Birçok faaliyet ‘çay partisi’ adı altında yapılmıştır.

***

Ermeni okullarından buluştukları ve toplumun sosyalleştiği bu derneklerin her faaliyeti denetlenir. En derinden hem de. Bir toplantı yapacaksınızdır gidip Emniyet Müdürlüğü Azınlık masası (ki olmadığı söyleniyor ama bal gibi de var. Hem de Vatan caddesi kat 3’te yabacılar şubenin orada duruyor) izin almanız gerekir…

Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunun 75. yılı için yine emniyet müdürlüğünde “Yunus” beyin önündeyiz. Bir yemek  yapacağız ki derneğe bağış toplayalım. Elimizde dernek defteri. Aylardan eylül. İzin ve dosya hazırlanabilmesi için gerekli evrak dosya ve kağıt kalemi aşağıdan almamızı istiyorlar: “Aşağıda kapının önünde seyyar satıcılar var oradan al kurşun kalemi ama bir iki tane değil bir kutu al!” diyor memur.

Aşağıya iniyorum, gerçekten de Vatan Caddesi Emniyet Müdürlüğü’nün kapısının önünde bir seyyar satıcı, şansa bak, tam da istediklerini paket olarak satıyor.15 mi17 TL mi ne? Alıp çıkıyorum. Üzerinde kocaman 75. yıl logosunun bulunduğu antetli kağıda izin belgesini alıp dönüyorum derneğe. Sonra yemek günü geliyor.

Polis de. Laf ediyor bir araba… Dernek yönetiminde “polisle yüzleşme” işlerimizden sorumlu bir diğerimiz, Mihran alıyor adamı elimizdeki belge ile içeri giriyoruz. Memur amca elimzideki 75. yıl logosuyla emniyetin verdiği izin belgesini gözümüzün önünde yırtıyor. Hem de afili tafilli “başlarım sizin damgalı belgenize” diye.

Biz ne yapacağımızı şaşırıyoruz. O dönem daha yeni yetmeyiz bu yüzleşme işlerinde milli kimlik ancak bizden öncekilerin bize aktarabildiği kadar var. Geri toplayıp yapıştırıyoruz 75. yıl logosunu. Düşünsenize devletin verdiği belgeye devlet memuru yırtıyor zulme uğrayan da yapıştırıyor.

***

Neden mi yazdım uzun uzun bunu… 23 Nisan, 19 Mayıs kutlamalarıyla ilgili tartışmalar, 12 Eylül darbesi yargılamaları süre dursun, belki de konunun en derininden mağdurlarından biri de biz milli kimliğimizin oluşması döneminde Türk propagandasına maruz kalan Ermeni gençler olarak 11 Mayıs akşamı Lütfü Kırdar Uluslar arası Kongre Merkezi’nde Ermenilerin en büyük seslerinden, (Ermenilerin Sezen Aksu’su) Nune Esayan’ı dinledik. Bu tip organizasyonlara imza atmasıyla bilinen derneklerimizden biri olan Sahakyan Nunyan Derenği’nin sayesinde, yıllarca o milli kimlik oluşumunun altına kalmış tüm enerji orada çıktı ortaya.

Nasıl mı? Nune Esayan Ermenice söyledi,

“Kars Kars Kars ne zaman bizim gelinimiz olacaksın?”

Biz tekrarladık…

“Ermeniyiz biz” dedi.

Biz tekrarladık…

(Unutmayın bunlar sadece şarkı sözleri, şarkılardan toprak talebi çıkaracak kadar gerilemeyelim)

2 binin üzerinde insanın milli duygularının uyanışına şahit oldum orada. Bugüne kadar Sahakyan birçok etkinlik yaptı, Ermenistan’ın en ünlü korolarını getirdi ama bu denli damardan, derinden bir uyanışa sebep olmamıştı.

Nune Esayan’ı çok etkilemişti kalabalık zira şarkılara eşlik eden binlerce kişiyi görünce Nune ekip arkadaşlarına şaşkınlığını ifade etmiş. Türkiye’de olanların bu şarkıları bilmeleri bunca baskıya rağmen derinlerinde kimliklerini koruyabilmeleri ilginç gelmişti belli ki Nune’ye. Ama arkasında bir gerçek daha vardı. Nune’yi disapora konserinde bile böyle karşılamamışlardı. Böyle eşlik etmemişlerdi…

***

Belki konjoktür diyeceksiniz, belki bazılarınız AKP iktidarının ifade özgürlüğü sınırlarını nasıl genişlettiğini söyleyerek bu duyguları açıklamaya çalışacak ama ben buna Ermenilerin yıllardır içlerindeki milli cesaretin artık kendine gelmeye başladığını söyleyebilirim…

Hep Ermenilerle ilgili yazdığımdan şikayet eden okurlara bir bağlantı yapayım. Ahmet Kaya’nın “Kürdüz ölene kadar! Kürdüz sonuna kadar!” şarkısını dinleyen Kürt gençleri kendilerini görünmez kılmaya, bu ülkede yok saymaya çalışanlar karşısında nasıl bir cesaret kazanmışsa, işte öyle bir cesaret kazanılmış olabilir Ermeni gençleri de Nune Esayan ile. Ki bunun milliyetçilikle bir ilgisi yoktur. Eğer bunu düşünenler var ise bu ülkede Ermeni milliyetçisi olunamayacağı gerçeğini görsünler artık. Buradaki bir halkın uyanışı ve içinde yaşadığı ülkenin kültürel, sosyali, siyasal yaşamına yeniden katılmasından bahsetmekteyim. Böylelikle ‘yeni’ anayasamız, yeni kanunlarımız çok daha fazla katılımlı, gerçek bir halk temsiliyeti ile yapılabilir belki. (Şimdikilerin nasıl tepeden inme yapıldığını sanırım hepimiz biliyoruz)

Bunun sonunda belki bu ülkenin asli unsurlarından biri olan Ermeniler de kendi vatandaşlık haklarını gerçek anlamda kullanabilmek adına biraz olsun korkmadan kendilerini ifade edebilirler…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s