Oyuncağı alınmış çocuklar…


Birkaç kez yazdım bu blogda. Galata kentsel dönüşümün bir farklı odağı oldu. Çay bahçesinden yazmaya başlayalı beri Galata’da bir hengame bir değişikliktir gidiyor. Önce binaları bıraktı eski sahipleri. Hoş eski sahipleri de 1955’ten önceki sahipleri değildi ya olsun. Yine de sahipleriydi. 1955’ten sonra zengin olan birçok Türk aile ve milyarder gibi onlar da gayrimüslimlerin mallarına konmuşlardı da Galata’da bina sahibi olmuşlardı.

Geçici işgalcilerdi.
Türkiye’de insanların farkına varamadıkları bir oldu bu geçici işgal. Hani Gayrimüslimlerin mallarına konarak zengin olanlar var ya. Er ya da geç ödüyorlar o malları. Nasıl Türkiye 1936’da yayınladığı beyanname ile birlikte 70’lerden sonra Azınlık Vakıflarının mallarına el koydu ama Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi şimdi tek tek onları geri veriyor ise “geçici işgal” de böyle bir şey. Bu ülkede bazılarının “İlahi adalet” dediği aslında “edebi adalet” haline geliyor böylelikle.

Galata’daki değişiklik de böyle bir yere oturuyor benim kafamda. Etrafta onca siyasi gelişme varken bunu yazmak ne anlam ifade ediyor derseniz? Şuradan ediyor.

Galata’daki bu değişiklik/dönüşüm esnafı, burada yaşayanları, beni, benimle beraber etrafımdakileri ve ürettiklerimi etkiliyor. Ve derin devletin aklının nasıl işlediğini bir başka yerden anlatıyor. Nasıl mı? Derin’dekiler asla yüzeydeki zaiyatı hesaplamaz.

Bu dönüşümün derinden derinden devletin eliyle olduğunu baştan beri farkındayız. Bizim de gelişimiz aslında bir anlamda “bizim” gibilerin devletin kurduğu sosyopat yaşam tarzı tuzağına düştüğümüzün resmidir aslında. Ama gelince buraya daya iyi anlıyorsunuz. Galata aldı bizi içine, hem de kendi isteğimiz ile. Sonra çiğnedi bizi sakız gibi. Şimdi bizim tadımız kaçtı ve artık ihtiyacı yok bizlere. her birimizin evlerini 2000 TL’den kiraya verebilir. Bizleri de dışarı atıp A+ müşterilere hitap edecek konutlar yaratabilir.

Önce restoranlarımız bozuldu. Zaten iki tane idiler yıllarca önce. Baktılar ki daha çok para kazanıyorlar. Her akşam bir bira için  uğradığımız, derin sohbetlere daldığımız masalarını çoğaltıp bize yer ayırmamaya başladılar. Bize bakan garsonların yerine yabancı dillerde daha rahat yağ çekebilen garsonlar aldılar işe. Bizim de muhabbetimiz bozuldu, istenmediğimiz masalara uğramaz olduk.
Küçücük bir kebapçımız vardı Galata meydanı köşesinde. İçeride yemek yerken gelip yanımıza güler yüzle sohbet ederdi sahipleri. Kendi aralarında Hrant için tartıştıklarını duyardım. İyi insanlardı. “Tadilat nedeniyle kapanıyoruz” dediler. Belediye gelmiş dışarıdaki klimalarını sökmüş. Ee eski iki katlı kebapçıda ısınacak başka bir şey yok. Onlar da kalorifer döşeyeceklerine demişler komple tadilata girelim. Ama bir yandan kendi aralarında konuşuyorlardı bunları bize anlatırken “Kiraya versek burayı masrafımızdan daha çok kazanacağız versek mi?” diyorlardı.
Bence açmayacaklar bir daha. Kolay para kazanıp. Turistlerle uğraşmaktan daha kolay gelecek onlara kiralamak dükkanlarını. Üzücü ama gerçek.
Belediye meydanları ve dükkanların dış görünüşlerine bakarken hep gözardı ediyor bazı şeyleri. Neleri mi? Dükkanların, restoranların, binaların içindekileri.
Bizleri…

Birkaç yıldır dedikodusu dolanır Galata’da. Galata’da mekanlara alkol ruhsatı vermiyor Beyoğlu Belediyesi. Sebebi de eğer birine alkol ruhsatı verirse herkese vermenin yolu açılacak da ondan. Yani kanunla belirlenen tüm maddeleri yerine getiren herkese ruhsat vermek durumunda kalacak. Ve henüz Belediye’ye göre kentsel dönüşümü tamamlanmamış Galata’da birçok bar ve restoran olacak.
Buradaki kentsel dönüşümden kasıt Galata’daki binaların bazı büyüklerin istedikleri büyük sermayedarların eline geçmesi. Yani Galata Meyadanı’nda duran koca binanın zengin bir ailenin eline geçmesi. Köşedeki büfenin bir ünlü kahve markasının eline düşmesi veya kebapçının ünlü bir dondurmacıya dönüşmesi gibi.

Meydandan kaçıp sığındığımız ara sokaktaki İnciraltımız da kapandı geçen hafta. Mühürlendi daha doğrusu. Son kalemizdi İnciraltı.
O sokaktaki koca binalar bir ünlü oteller zincirine kiraya verilmiş. O nedenle bina resmi olarak boşaltılamasa da bir şekilde yıldırma politikası uygulanmasına çalışılıyor.
Resmi olarak kafeleri kapatacak bir sebep bulunamıyor. Ama bunun için resmiyete gerek yok. Yüksek kademeli memurlardan birinin yeterince tatmin edilmesi sizin bu bölgede bir inşaat çıkıp bizim Hoca Ali yokuşu üzerindeki evimizin hemen yanına hiçbir ruhsat asmadan 4 kat çıkıp sabah akşam mahalelliyi gürültüden psikolojik rahatsızlığa sebep vermeniz için yeterli.

Neymiş? Binalar istenen sermaye gruplarına geçene kadar durulmayacakmış. Bundan anladığımız bu.

Peki sorarım sizlere. 1915’te ve daha sonra 1944’te 1942’de ve hatta 6-7 Eylül 1955’te gayrımüslimlerin elindeki ekonomik gücü alıp da “Türklere” (Bu memlekette Türk kimse?) geçmesi için devlet eliyle yapılan hareketlilikten ne farkı vardır şimdi yapılanın. Daha modern yöntemler kullanılması dışında… YOKTUR!

Gelin görün ki 1955’in mağrurları bugün bu binalardan çıkarılırken mağdur konumuna düşüyorlar.

Anadolu’da bir Ermeni köyünde meydana gelen gerçek bir olaydır bu. 1915’te Ermenilerden kalan bir kiliseyi ahıra çevirmiştir bir aile. İmam aile reisini çağırır yanına:
“Oğlum Allah’ın evidir yapmayın etmeyin!”
Dinlemezler…
Sonra bir gün ahır yanar, tüm hayvanlar telef olur! İmamın dediğine gelirler.
O kilise halen boştur. Kimse kullanmaz.
Aile reisi anlatmıştır bunu bana: “Mağdurdan gelen mal kimsele helal olmaz!” demiştir.
Kimseye helal olmamıştır da.
Ama gelin görün ki kimse o ahırda yanan hayvanların hesabını sormamıştır o zamanlarda. Ya da o kilisede yanarak öldürülen insanların hayatının hesabını…

Şimdi de arada İnciraltı‘mız gibi bizler gibi insanların Galata’da bitip gitmesinin, kaçmasının hesabını sormayacak…

Not: İnciraltı’nda Linda’yla yaptığımız düğün de böylelikle tarihinin ilk ve son düğünü oldu Galata’nın arka sokaklarının.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s