Richard Giragosyan: “Türkiye Ermenistan ile ilgişkilerinde Dağlık Karabağ’ı da içine alan önkoşulların bulunduğu yeni bir paket hazırlamaya yelteniyor”


Richard, öncelikle istersen son katıldığın bu toplantıyla gilil biraz bilgi aktaralım, çünkü Türkiye Ermenistan arasındaki ilişkilerde yeni yüzlerin de gözüktüğü ve Türkiye Dışişlier Bakanlığı’nın da iştirakı ile düzenlenen bu toplantı aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 88. yıldönümüne denk geldi. Bu toplantı neydi?

İstanbul’a Türkiye Ermenistan ilişkileriyle ilgili düzenlenen bu iki günlük uluslararası bir konferansa katılmak için geldim. Konferans Ankara’da bulunan iki üniversite TOBB ve Orta Doğu Teknik üniversiteleri tarafından düzenlenmişti. Ve finansmanı da dışişleri bakanlığ tarafından yapılıyordu. İlginç olan nokta senin de belirttiğin gibi bu konferansın Türkiye’de Cumhuriyet’in ilanının 88. yıldönümüne denk gelmesiydi.
Bizim bu toplantıdan edindiğimiz ilk izlenimler bu toplantının Türkiye ve Ermenistan arasındaki ilişkilerde yeni bir yol arayışına gidilmek için düzenlendiği yönündeydi. Aleksander İskendaryan ve Sergey Minasyanla bilrikte Ermenistan’dan bu toplantıya katılan delegasyonun bir katılımcısı olarak biraz hayal kırıklığına uğradık diyebilirim. Çünkü bizim çoktan deneyilediğimiz bir konu var ki, zaten iki ülke arasındaki sınırın açılması ve ilişkilerin normalleşmesi taleplerinin dile getirildiği bir noktaya geldiğimiz şu yıllarda iki farklı gerçekliğin konferansta karşımıza çıktığını gördük.
İlki Türkiye Ermenistan ilişkilerinin artık Türkiye için herhangi bir önceliği yok. Lisede çok alt sıralarda artık. Çünkü Türkiyenin konuya ilgisi Suriye, Libya ve İran’daki gelişmelerle dağılmış durumda.
İkinci gerçeklik ise öyle görünüyor ki Türkiye Ermenistan ile ilgişkilerinde Dağlık Karabağ’ı da içine alan önkoşulların bulunduğu yeni bir paket hazırlamaya yelteniyor.
Rusya, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’nın protokollerde Dağlık Karabağ’a referans olmadığını belirtmesine karşın Türkiye’nin bu gecikmiş çabasıyla konuları birbiri ile ilişkilendirmeye çalışması Türkiye ve Ermenistan ilişkilerine faydasızdır ve gereksizdir.
Buradan şu tespitte bulunabilirim ki Türkiye, Ermenistan ile ilişkilerin normalleşmesinde bu girişimi ile güvenilmez bir taraf olma yolunda.
Ve bu ilişkilerin düzelmesi yönünde açılan fırsat kapısı kapanmak üzere.
Son olarak Van depreminde Ermenistan’ın yardım talebinin geciktirilmiş cevaplanması ve Akhtamar Adası’ndaki kilisenin açılışı sırasında yaşananlar Ermenistan tarafının sabrının tükenmesine sebep oluyor.
Türkiye’nin güvenilir cevaplarla geri dönmesi ve durumu düzeltmesi gerekiyor.
Tüm beklentiler şu anda Türkiye üzerinde yoğunlaşıyor. Çünkü Ermenistan üzerine düşen herşeyi ve hatta fazlasını yaptı.
Aslına bakarsanız dünya Türkiye’yi bekliyor şu anda bu konuda.
Son iki gündür katıldığınız program aynı zamanda Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nın da desteklediği bir konferanstı ve özellikle Türkiye’nin protokolleri yeni bir paket haline getirip DAğlık Karabağ’ı da içerecek şekilde önkoşullar hazırlamak gibi bir niyeti olabileceğinden bahsettiniz. Bunun arkasında ne olabilir? Yapılması gereken ne olmalıdır?


Zor bir soru. Bence Türkiye tarafı da henüz ne beklediğine ve ne yapacağına tam karar vermiş değil. Ama en önemlisi şudur: Dağlık Karabağ farklı bir konu olarak zaten ayrıştırılmıştır. Bu Azerbaycan Ermenistan arasındaki bir konudur. Dağlık Karabağ’ın bu konuyla bir ilgisi yoktur. Protokollerde de buna vurgu olamdı, bu konuda doğrudan bir bağlantı kurulmadı. Tabii ki burada dolaylı yoldan bir bağ söz konusudur.
Normalizasyon süreci Ankara ve Yerevan arasındadır. Bakü’nün bu diyalogda yeri yoktur. Sorun şu ki görünüşe göre Azerbaycan şimdi Türkiye üzerinden büyük bir güce sahip olacak. Türk diplomasisini bugün Bakü tarafından esir alınmış ve yapabilecekleri Bakü tarafından sınırlandırılmış gözüküyor. Bu üzücü bir yorum ama Türkiye bu konuya hesaplaşmak zorunda. Soykrıım sorunu da Türkiye’nin kendisiyle hesaplaşması gereken bir konu. Bu konuda Ermenistan’la hesaplaşmaya gerek yok.

Son dönemde Azerbaycan Türkiye yakınlaşmasına daha yakından tanık oluyoruz. Azerbaycan Devlet Başkanı’nın da katıldığı bir törenle İzmir’de bir rafineri açıldı. Bu anlamda Azerbaycan ekonomisinin Türkiye’ye etkisi de giderek artıyor. Buna Ermenistan tarafından nasıl bakıyorsun?

Genel olarak hala şüpheci ve kötümserim. Çünkü Türkiye Ermenistan ilişkilerindeki herhangi bir normalizasyon İki devlet bir millet konseptini yok edecektir. Türkiye ve Azerbaycan arasındaki ilişkilerin çok ileri seviyede olduğunu zaten biliyoruz ve farkındayız. Ama Türkiye Başbakanı Erdoğan’ın da İlham Aliyev gibi olmadığını bilyoruz. Farklı bir açıdan bakarsanız Türkiye’nin bir Azerbaycan problemi de var. Ki bu Türkiye’nin yerel politikalarına da belirliyor ve Türkiye Ermenistan ilişkilerini de dolaylı yoldan etkiliyor.
Burada yapılması gereken şeyin Azerbaycan’ın Türkiye Ermenistan ilişkilerindeki herhangi bir ilerlemenin uzun vadeli bir bakışta herkesin yararına olacağına ikna edilmesidir.
Türkiye’nin anlaması gereken şey ise Karabağ protokollerde yokken şimdi dışarıdan bu sürece eklenemez. Türkiye’den imzalanan protokollerin gereklerini yerine getirmesi bekleniyor.

Bu iki günlük basına kapalı yapılan konferansla ilgili de bir yorum almak istiyorum. Yeni isimler yeni yüzler de katıldı bu toplantıya ve Ankara’daki akademisyen ve bürokrasi çevrelerinin de katılımı oldu. Bu yeni yüzler konusunda neler söyleyeceksiniz?

Güzel ve önemli bir soru bu. Çünkü bana iyi haberler verme imkanı sağlıyor. İyi haber şu ki hala buluşuyor olmamız sürecin devam ettiğini gösteriyor. Diyalog devam etmeli. Bu iki günlük sürçte şunu gördük ki şu anda yaptığımız şey aslında, momentuma süreklilik kazandırmak.
Şu anda “Track II diplomacy”nin yaptığı devletlerin ilişki kurmaya hazır olacağı zaman için bir zemin oluşturmak. Ayrıca protokollerden gelen bir hatayı da düzeltmeye çalışıyoruz.
Ne Türkiye ne de Ermenistan halkı normalizasyona hazırlamak için yeterli hazırlıkları yapmamıştı. Biz şu anda bunun için taraftar yaratıyoruz. İzmir, Adana, Kayseri, Trabzon’a giderek etki alanını coğrafi olarak genişletiyoruz ve yeni yüzleri bu sürece katıyoruz.
Önemli o ki halkarın ve insanların bu alanda geliştiğini görebiliyor. Türkiye’nin gündeminde Ergenekon ve Kürt sorunu gibi maddeler olsa da Türkiye Ermenistan diyalog süreci ilerliyor. Hala çok yavaş ancak bu toplantılar Türkiye’nin Ermeni sorunu ve soykırım gibi bu ülkede çözülecek olan sorunların gündeme gelmesine yardım ediyor.
Burada Türkiye’nin görmesi gereken Türkiye’deki Ermeni toplumunun potansyeli ve ilişkilerdeki önemli rolü. Türkiye’nin Ermenistan ile resmi olmayan bir bağı zaten var. Türkiye’de gayrıresmi birçok elçi zaten bulunuyor. Türkiyeli Ermeniler. Bu görünür kılınmalı. Buradaki Ermenilerin Türkiye Ermenistan ilikileri konusunda daha çok alana ve kendilerini ifade etme imkanlarına ihtiyaçları var.
İlk kez Türkiye Ermenistan ilişkileriyle ilgili yapılan bir konferansta Türk diasporasından yetkililer de görüyoruz. HEp Ermeni diasporasının bu ilişkilerdeki rolünü sorduk, Türk diasporasının Türkiye Ermenistan ilişkilerindeki rolü nedir?
Aslına bakarsanız bu etki minimum düzeyde. Bu Türkiye Dışişleri Bakanı DAvutoğlu’nun bir politikası. Türk hükümeti de şu anda Almanya ve Bosna’daki Türk diasporasına çok önem veriyor. Ama bizim gördüğümüz o ki eğer dikkatimizi çok dağıtırsak normalizasyon yolundan da uzaklaşıyoruz. Ama hepimizi tüm bu parçaların pozitif bir şekilde biraraya getirilmesi ve bir yapı inşaa etmesi konusunda hemfikiriz. Ama Türkiye’nin kendisini buna adamsı gerekiyor.
Van depremi buna bir örnektir. Ne kadar trajik ve ayrı bir konu olsa da Ermenistan’ın yardımlarının gecikmeli olarak bölgeye ulaştırılması, yardım talebine cevabın geciktirilmesi kaçan bir fırsatın habercisiydi. Bu şekilde kaçan çok fazla fırsat var.
Bu alanda ilerleme kaydedebilmek için bir istek olması gerekir ki gelen fırsatları ve imkanları sezebilsin ve değerlendirebilsin.
Ben Van’dan yeni geldim ve söyleyebilirim ki Van’da herkes kendisini Ermenistan’dan arayıp geçmiş olsun dileklerini ileten işadamlarını, iş yaptıkları esnafı konuşuyor.
Bu gösteriyor ki halklar arasındaki bağ devletler arasındakinden kuvvetli. Evet iki ülke arasındaki sınır kapalı ancak yeraltındaki tabanımız aynı. Deprem iki ülkeyi de etkiliyor.
Biz de depremi Ermenistan’da hissettik. Ben Yerevan’daki evimde hissettim depremi. Bu durum diyaloğun sınır tanımaması gerektiğinin de bir göstergesi.
Doğal afetler genelde ilişkileri bozuk olan ülkelerin arasındaki husumetleri gidermek için de bir fırsat oluyor. Türkiye ve Yunanistan arasında olduğu gibi. Bundan sonra neler atılması gereken adım nedir sizce?
Türkiye üzerinde diyalog yolunda baskı yapabilr ve Ermenistan tarafının da isteğinin sürekliliğini koruması için çabalayabiliriz. Bir yandan da yaptığımızı yapmaya devam etmeliyiz. Track II diplomacy sivil toplumarasındaki bu kenetlenme aslında Türkiye ve Ermenistan arasındaki momentumun sürekliliğini de sağlıyor.
Unutmamak gerekir ki Türkiye Ermenistan arasındaki normalleşme süreci hiçbir zaman kolay eya hızlı olmadı. Bu uzun süreli bir proje. Uzlaşma sürecin bir başka yanı. Normalizasyon başladı bile. Gidiş gelişlerimizde bir sorun olmadıkça, sivil toplum örgütleri konuşmaya başladıkça diyaloğun bu şekilde devam etmesine ihtiyacımız var.

Son bir soru. Eğer Türkiye bu dediklerimizin hiçbirini gerçekleştirme yönünde adımlar atmaz ve Ermenistan’ın elini havada bırakırsa. Ermenistan’ın bakışı ne olacak?

Ne yazık ki beni de endişelendiren bir nokta bu. Türkiye Ermenistan’ın da sabrının sınırının ne kadar olduğunu göremeyebilir. Ve önkoşullu ilişki kurma girişimi iki taraf için de tehlikeli ve yıkıcı sonuçlar doğurabilir. Türkiye’nin karşılaşacağı asıl baskı ise 2015’te olacaktır. Ermeni soykırımın 100. yılında gerçek bir baskı olacaktır. Washington, Moskova ve Brüksel hepsi de Türkiye’nin bir adım atmasını bekliyor, Eremnistan’ın değil.
Kaygılandığım nokta şu ki eğer yıldızlar bir kez daha buluşmaz ve “Track II diplomacy” , “Track I diplomacy” ye dönüşmez ise bir dahaki denememizde ilişki kurmak çok daha zor olacak.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s