Metin


Bazı insanlar vardır ya hani küçük birşey verirsiniz hatta vermezsiniz bile sadece vaad edersiniz, karşılığında size kocaman şeyler verir, vaat etmez. Metin ağabey işte öyle biri. Bir paket sigaraya dünyaları verebilirsiniz ona. Ya da ev taşırken, arayıp hatırını sormanız onun hayatında önemli bir yer edinmeniz için yeterli.

Saroyanesk bir tarzda incelemekteyim kendisini. Ne kadar insani olarak hal hatır sorarsam o kadar insani olmayan koşullarda herkese yetişmeye, herkese yardım etmeye çalışıyor küçük bedeni, kocaman yüreği ile. Yetişemiyor doğal olarak ama o zaman da kendine kızıyor bedenine hor davranıyor, hırpalıyor kendisini.

Metin işte.
Hayatım da ilk tanıdığım Metin o. Daha önce kesin aynı isimde birileriyle karşılaşmışımdır ama bir Metin’le ilk kez arkadaş oluyorum. lisedeyken klasik ergen tavırlarımızla  adlarını bilmediğimiz garsonlara restoranın bir ucundan diğerine “pştt Metin, bize bir çay” diye bağırdığımız olurdu. Bir de İstiklal caddesinde olabildiğince yüksek sesle “Metin” diye bağırıp dönüp bakanlara gülerdik. Dedim ya Ergen günlerdi.

Şimdi hayatımdaki ilk Metin beni şaşırtmaya devam ediyor.
Metin… Bizim tv’de çalışıyor. Her bir diğerimiz gibi çok çalışıyor. Bu aralar ihtiyaç var.
Metin… Pazar sabahı kalkıp oy atmaya gidip.  “Kime olursa olsun, bizim adamımızdır” diyor. Kaygılanmıyor.
Metin… Gece işten sonra onu arayıp “afişlemeye gidelim mi?”  diyenleri ne kadar direksiyon başında gözleri kapanacak kadar yorgun olsa da “yok” demiyor.
Metin… “Abi sen hastasın” deyip, mide spazmlarım sırasında eve kadar taşıyor…
Metin… Kanala konuk gelen transların hangi tuvaleti kullandığına bakıp “hala anlamadıklarım var şu hayatta” diyor kendi kendine…
Anlamadığı , anlayamadığımız birçok şey olduğunu farkında şu dünyada…

Metin… Gık demeden, çay içemeden, konuklarını 1 dakika kala da olsa stüdyoya yetiştirmek için yolundakilere “çekilin tv’ye yetiştireceğim konuk var” diyebiliyor. Çünkü o çalışmayı, bu dünyada küçük de olsa bir iz bırakabilmeyi umuyor.

Türkiye’nin büyük gazetelerinde Metin’lere rastlayamazsınız. Çünkü onlar gazete sayfalarında değil gerçek hayatlarda yaşıyorlar. Onlar için hayatta veya gazetede iz bırakmak değil BENDE yada SENDE iz bırakmak çok daha önemli.
Gün gelip gazetelerdekinin silinebileceğini unutulabileceğini biliyor. Ama bende nasıl bir iz bıraktığını da farkında Metin.
Metinin anlatacaklar çok. Saroyan hayatını Metinleri dinleyerek geçirdi.  Biz de kulak verelim. Elbet anlatacakları bir gün bitecek. Ama bizim dinleme “zahmetimiz” onların yaşadıklarına belki bir nebze ilaç, çare olur…

Metin anlatıyor:
Bizimkiler Siirtli bizim köy Ermeni köyü. Abi ne kıymışlar insanlara o zaman p.ştlar.
Dedem de dönmüş.
Ne dönmüşse. Keşke öleymiş. Ermeniymiş dönmüş Müslüman olmuş. Bak bak. Yahu dirensene.

Araya giriyorum
İyi de Metin abi deden ölmüş olsaydı sen de olmazdın.

Metin devam ediyor :
Olsaymış. Olmayaymışım. 1,5 milyon’un şanına yaraşır. Acısına anlam katarmışım. Ama hala var ya bizimkiler de üstünde oturmakta ne kadar kötüler yahu…

Galata, Çay bahçesi Metinlerini kaybetmeye başladı.  Hayatımız’daki Metinlerin kıymetini bilelim bizler egolarımızla boğuşurken onları  arada vicdanlarıyla baş başa bırakıp kaybediyoruz… Bizlerle yetinmeyen Galata artık insanları yutmaya başladı. Bizler de Belediye’nin milyonlar harcayıp 2010 Avrupa Kültür Başkenti projesi diye yaptırıp bir türlü bitiremediği ara sokakların tadilatı el verdikçe arka sokaklara kaçmaya.
Hayırlısı…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s