Telkin


Uzun süre önce seyretmiştim “Inception” filmini. Geçtiğimiz gün bir daha seyrettim arkadaşlarla evde. DVD’si çıkmış meraklısına duyurayım.

Yazının başlığı da oradan çıktı zaten. Nasıl ve nerden bağlayacaksın diyeceksiniz. Valla kendi kendine bağlandı.

TDK’ya göre; Telkin Bir duyguyu, bir düşünceyi aşılama. (Yani aslında inception)

“Az” yada “farklı” olmak bazen avantaj olabilir. Tüm eğitim hayatını Ermeni okullarında geçirmiş biri olarak üniversitede anfide bana Ermenice bir isimle seslendildiğinde, herkes dönüp baakmıştı. Farklı olduğum için de sınıfımızdaki kadınlar bana olan ilgisi diğerlerinden fazlaydı.

Gazeteci olarak katıldığım toplantılarda da kimliğimden dolayı birçok kez ön planda ya da el üstünde tutuldum.

Mesleki olarak ben ne kadar engel olmaya çalışsam da biliyorum kimliğim sebebiyle birçok yerde pozitif ayrımcılığa uğruyorum. Bu pozitif ayrımcılığı yapanların hiçbir art niyeti olmadığını farkındayım.

Tahminen “Zaten devlet vurmuş ‘az’ kalmışlar bir de biz vurmayalım. El bebek gül bebek yapalım” diyorlardır.

Telkin burada devreye giriyor sanırım. 96 yıl önce başlanan telkin (Bir duyguyu bir düşünceyi aşılamakta) öyle bir başarı kazanmış ki bu devlet her bizimizin içerisinde ‘az’ olunmasının bize pozitif ayrımcılık yapılmasına göz yummamızı, karşımızdaki bazı duyarlı insanların da bize pozitif ayrımcılık uygulanması yönünde kendileri farkına varmadan görevlendirmelerine sebep olmuş.

Biraz karışık geldiyse şöyle diyelim. Biz ayrımcılığa uğramaya, karşımzıdakiler de çaktırmadan ayrımcılık yapmaya telkin edilmişler.

“Vay be ne komplo dimi” diyesiniz geliyor, gülerek. Ama farkında olmdan o kadar çok şey yapmaya demeye kodlanmışız ki. Ne kadar kadın haklarını savunsak da erkek egemen bir dille konuşmaya da kodlandığımız gibi.

Hayatın içinden bir kod ve telkin örneği daha verelim ve bitirelim.

Evimin bulunduğu yokuşun köşesinde bir bakkal amca var. Muhafazakar bir amca ama mahallede bana yakın bira satan tek yer orası. Her bira istediğimde de yüzüme “münafık” dercesine bakıyor. Dün akşam yine bira almak için bakkala girdiğimde, karısı ve mahalleden Erzincan’lı iki arkdaşı ile sohbet ediyorlardı. Sessizce kulak misafirliği yaptım hareketlerimi yavaşlatarak:

–  Trabzon’da yok öyle bişi. (Muhabbet derin, çerez alıyormuş gibi yapayım dinlemek için)

– Yok canım onlar tarihi yanlış okuyorlar bence. Bizim Erzincan’da da olmadı. Yoksa çocukları nasıl sağ kalırlardı ki. Bizim mahallede bir sürü Ermeni çocuğu vardı elimizde büyüdüler. (Çocukların aileleri nerdeler niye yoklar diye bir diyalektik geliştirmiyor amcamız)

– Trabzon’da da Ermeni mahallesi var ama sonradan gelmişler onlar. Bizden önce ama sonradan. Onlar da haala yaşıyorlar. (Nasıl yani? Trabzon’da hala ermeni mi var)

– Kendileri yapmışlar sonra da bak o adamı da kendileri vurdular Trabzon’a yıktılar suçu. Bizde olmaz öyle şeyler.

– Erzincan’da demir ustamız vardı onun çocukları hala sağ İstanbul’dalar görüşüyoruz.

– Bizim çocukları da Trabzon’da görüyorum. Namazı niyazı yerinde eli ayağı düzgün insanlar.

– İşte bak ne kadar yanlış anlatıyorlar ortalığa. Sonra da Türkler düşman oluyor.

İşte telkin işte kodlama hatası…

System Error
Error code: 24-04-1915

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s