Hırt*


Sergenle benim birçok ortak yönümüz var. lise yıllarımda arkadaşlarımın bana taktığı lakap gibi “hırt”ız ikimiz de.
Çabuk sinirlenen aslında sinirlendiği şeyi çözülmesi için dışa vurup millete bağırmak yerine içine atan ama bir yerden sonrada tutamayıp insanlara ters davranan insanlara söylenir bizde “Hırt”.
Biz “hırt”lar insanlara ters davrandığımız zaman aslında bizleri sinirlendiren ya da kıran olaydan o kadar çok geçmiştir ki ne etrafımızdakiler ne de bizler hatırlamayız içimizdeki “öfke”ye çelen kızgınlığımızın neden olduğunu. Ama tutamayız da çünkü birikmiştir ve haklıyızdır. Aslıda çok da ters olmayız böyle dönemlerde sadece içimize kapanmışızdır.
“Napalım  madem öyle istiyorlar. Biz de öyle davranalım işimize bakalım. Kafamızı eğelim kızgınlığımızı surat asarak gösterelim.” demişizdir birdenbire.

Bu yüzden etrafımızdakiler için anlamsız gelir bu sessiz haykırışlarımız. Yalnızızdır çoğunlukla biz hırtlar çünkü kendimiz bile anlamayız neden içimize attığımızı.
Çekip gitmeyi bilmeyiz. Kalıp mücadeleyi sevdiğimizden. Ama etrafımızdakiler kırılırlar bu yüzden. Ne yapalım bizim de yapımız böyledir. Önce kendimiz kabullenmedikçe çıkamayız içinden bu durumun. Çıktığımızda bile bazen kızabiliriz hayattaki haklılığımızın sürekli kanıtlanmasına sevineceğimiz yerde. Çünkü aslında haklılığımız güzel bir şey değildir. Çoğunlukla bir işin aksayacağını ya da bir dediğimizin gerçekleşeceğini öngörmüşüzdür. Kötü olmuştur sonucu başkası için. Biz ise sevinemeyiz “ben demiştim” diyebileceğimize. Çünkü istediğimiz aslında karşımızdakinin başarısıdır.

Fazla felsefi oldu belki ama devam…

Bir başka ortak yanımız daha var Sergen’le. İkimiz de 15 yıla yakın bir süre aynı mekanda aynı insanlara veya aynı fikre sahip bir mekana, işe (ya da marka mı desek?:P) sanki bağlılığımızı kanıtlamak istercesine çalış-tık/ıyoruz?.
Arada bir aklımız başka mekanlara işlere kaymadı değil, ama şaşmadık. İşimize ya da hayatımızı adadığımız şeye asla yalan söylemedik. Sevdik. Belki dönem dönem “eşimize” bile “işimiz”de söylemediğimiz beyaz yalanlar söylemişizdir.
Ama ikimiz de çok iyi biliyoruz biz mesleğimizi seviyoruz. İşimizi değil. Mesleğimiz de bizi. Hani tutamazsınız ya kendinizi ve “mesleki deformasyon” dediklerinin sizde de var olduğunu görürsünüz…

Varsın olsun, ama ben size diyeyim, biz deforme olmuş mesleklerin deforme olmamış işçileri olalım/olacağız.

ÇBN: Yukarıda Hırt deyip açıklama getirmek istemişim ama zaten yazının kendi açıklama olmuş. Buyurun ekşiden birkaç hırt tanımı sizlere:
-Kaba ve okuz oldugu halde kendini bisey sanan, abuk cikislarda bulunan insan cesidi.
-“ay bu çocuk çok hırt, çıkmam ben bunla” demek suretiyle çıtırların diline pelesenk olmuş kelime.
-(bkz: denyo) (bkz: hanzo) (bkz: zonta)

Dediğim gibi yanlış anlaşılmışız hep… :))


Reklamlar

Hırt*” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s