Köşeli iyidir…


Şu Elazığ işi 8 köşeli kasketi takmaya başladım başlayalı kahvede herkes bir güleryüzle selamlıyor beni. Kimisi için Muhtar kasketi, kimisi için dede ya da baba kasketi. kimisi Diyarbakır’ın 6 köşelisine benzetiyor kimisi benim bu yaşta neden bu kasketi taktığıma takıyor. Ben bu kasketi ilk Pakrat Ağabey’de görmüştüm. Kendi Amerikanvari kasketlerimin arasında ne kadar naif ama bir o kadar da karizmatikti. Anlamazdım ne olduğunu neden taktığını ama hoş bir karizma yaratırdı bıyıklarıyla.

Yaş geldi otuza bir gün gasteye geldi Elazığ’lı usta. Pakrat ağabeye yaptığı kasketlerden hediye edecek diye kafa ölçülerimizi aldı. Sonra da gönderdi kasketleri. Ama ben onu Amerika’dan gelen bir Elazığ’lıya hediye ettim. Sonra Pakrat Ahparik de bana…

Köşeli kasket birçok şeyi de çağrıştırıyor aslında. Bazen o kasketin altındaki kafanın da köşeli olduğuna, bazen köyü sevdiğinize bazen de toprağı sevdiğinize işaret edebiliyor. Ama elinizde böyle renkli, örgülü, yarım parmak eldivenler de varsa bir başka. Moda ile entellektüelliği birbirine karıştırmış biri gibi bakanlar da olabiliyor. Ya da fikri ile zikri birbirine karışmışlar gibi.
Bugünkü milliyetçi 34 TAV ?? plakalı taksicim de arabasına aldığında beni Galata’dan Ayvansaray’a götürürken öyle karıştı işte. Elimde telefon birişlerden bahsederken ağzımdan “örgüt” kelimesi çıkmış.
Telefonu kapatınca sordu: “Abi kasket ne ayak?”
“Ne ayak?”
“Komünist misin?”
“Ne ayak?”
“Yok kasket, eldivenler, bir de örgüt mörgüt deyince”
“Hmm. E öyleyim diyelim?”
“Ben de milliyetçiyim. En hasından. Ergenekon’u ne diye dağıttılarsa. korunmaya ihtiyacımız vardı. Ama karım Rus’tur, sizden yani”
“Ne ayak?”
“Pavyondan aldım karıyı? Evime kadın yaptım kurtardım O.puyu.”
“Aferin iyi yapmışsın. Ama bana Ergenekon mergenekond eme dağıtırım valla. Bende de derin komünistlik var haberin ola” diye şakayla karışık susturdum kendisini.
Sonra nasıl silah taşıdığından tutun da nasıl işler karıştırdığına kadar birsürü şey anlattı.
Neyse bir an düşündüm indikten sonra. Adamın belinde silah. Arkasında da kim bilir kim? Konuştuklarının yarısına inanılabilecek bir taksici de olsa inanılabilir şeylerdi söyledikleri. E ben ne halta böyle konuşuyordum ki, korkmuyor muydum?
Kasketten yahu.
Kasketten.
Kaskette köşeli olunca sivri konuşuyor insan sanırım.
Bakın kasketli adamlara hep onlar konuşmuşlar. Ha bir de pos bıyıklılar. Nedenini bilmem, orasını çözemedim şimdilik. Aklım hala 34 TAV ??’ın, sekiz köşeyi komünistlikle bağdaştıran taksicinin Rus karısına nasıl davrandığında. Bir de bıyık mı bıraksam acaba…

Sergen dipnotu: Dün bütün gece kahvede mısır konuştuk. Biz çözemedik çıkamadık içinden Sergen en sonunda “hadi gidin yarın Cuma’dan sonra gelin.” bakalım ne olacak dedi. Cuma oldu ben yazımı yazdım mısır üzerine ama madem Sergen bekle demiş bekleyeceğim… Mısır yarına kaldı.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s