Çay bahçem…


Galata’ya tekrar taşındıktan sonra uzun süredir bunu yazmak hata bir köşe haline getirip izlenimlerimi ve buradaki şu küçük kahvehaneden dünyaya bakışı yazmak niyetindeydim. Niyetindeydim diyorum çünkü her şey gibi ona da zaman gelecekti. Demlenmesi gerekiyordu fikrimin zikriyata geçebilmek için.

Aha da 10 Aralık 2010’da Galata Kuledibi’ndeki çay bahçesindeyim. Galata’ya tekrar taşındıktan sonra dedim çünkü ben aslında Karaköy’deki lise hayatım boyunca Galata şenliklerinin gerek katılımcısı gerek organizatörü bazen de hamalı olarak öğrencilik hayatımın çeşitli dönemlerini Galata’da geçirdim. Şu Kahvenin önünde duvar inşa edilmeden önceki halini orada şenliklerde gelen geçene topik, dolma sunduğumuzu ve Fransız okulundaki kız öğrencilerle flörtleşmelerimizi, meydan trafiğe açıkken kapatmamızı sonra belediye meydanı trafiğe kapattığında da dekor kamyonu soktuğumuzu hatırlıyorum. Yıl 94-95 olmalı herhalde…

Efem mevzuumuz çay bahçesi ya, geri gelelim konumuza. Galata’daki bu tarihi çay bahçesi 100 yıldan fazla bir süredir burada. Gelip çay kahve içenler, servis yapanlar değişse de bu kahve burada ve kahve olarak…

Benim 2. Galata dönemim buranın sahiplerinden çok müdavimleriyle ve servis elemanlarıyla geçti. Zaten bana bu “Çay bahçem”i yazdıran da onlar.

Çay içmek bir kültürdür Türkiye’de. Yemekten önce, sonra, son dönemlerde meyhanelerde rakı arası çay içen insanlar da görmeye başlıyorum bunu bilmiyordum, yeni öğrendim. Galata’daki çay bahçesinde de çay içmek kişiye özel, nevi şahsına münhasır bir durum. Çay bahçesindeki her karakter Türkiye’nin bir gerçeğine farklı bir bakış açısının yolunu açıyor. Her bir sandalyesi değiştiğinde Türkiye’nin ekonomik durumu hakkında size bilgi veriyor aslında. Çay her zamanlandığında suratlarımızla birlikte kahve sahibinin de suratı asılıyor, servis yapan Sergen’in de.

Galata Kuledibi’ndeki çay bahçesi burası. Bazen mini etekli bir kadın topuklu ayakkabılarının ayağına verdiği ağrılardan birkaç dakikalığına kurtulmak sevgilisini beklerken nefeslenir burada, bazen siyasi sohbetlerle çaktırmadan örgütlenir millet, ya da bir kitabı birkaç saatte bitirebileceği bir sessizliği yaşar burada. Bazen de sadece oturur ve etrafındakileri izler…

İşte ben O’yum, sonuncu izleyici…

Şimdi Galata’da kış. Dışarıda yağmur var ve müşterisi azaldı şimdilik buranın.

Artık salep zamanı da geliyor…

Sergennnnn bir çay daha versene yazım bitti…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s