Yolcu yolunda gerek…


Les Passengers, yani yolcular. Bundan iki yıl önce tasarlanan bir yolculuk planı üzerine Gilliume Zekiyan ve Yves-Armen Kantarcı Fransa’dan motorlarıyla yola çıktılar. Hedefleri sonsuzluk işareti şeklinde (yatık 8 rakamı gibi) bir rotayla dünyayı dolaşmak. Ekim ayının ortalarında İstanbul’daydılar. İstanbul’da gezip motorlarının gerekli ihtiyaçlarını karşıladılar ve Yerevan’a doğru yollarına devam ettiler. Bu iki maceraperest ruh ile tanışma fırsatımız oldu. Her gittikleri memlekette kendilerine özgü mesajlar içeren t-shirtleriyle fotoğraflar çekilen ikilinin bu gezisi birçoklarımızın da kanını kaynattı. Son yıllarda motorlarına atlayıp yollara düşmek isteyenlerin sayısında giderek artış yaşandığı kesin… Guilleum ve Yves-Armen ile sizin için sohbet ettik.

Yolculuk planını ne zaman yaptınız. Ne zaman yola düştünüz?

Bu projeyle ilgili çalışmaya 2 yıl kadar önce başladık. Her şey birkaç bardak Travarica denen Hırvat alkolü ve ardından Yves-Armen ile yaptığımız uzun sohbet ile başladı. O aşamada motorlu seyahati henüz planlamamıştık. Yves-Armen’in kız arkadaşı Lilya bizi bu yolculuğun hayatımız boyunca hatırlayacağımız bir deneyim olacağı konusunda ikna etti. Sabah alkol vücudumuzdan temizlendikten sonra kendisine bir önceki gece ona söylediklerimizi hatırlayıp hatırlamadığını sorduk. Hatırladı. Biz de parçaları birleştirerek bunu gerçekleştirmek için harekete geçtik. Hazırlık neredeyse 18 hafta sürdü. Bu büyük maceraya maddi olarak sponsor da bulmamız gerekiyordu.  Resmi olarak proje 14 Eylül’de Eiffel Kulesi’nin altından başladı.

Neden yapıyorsunuz bunu? Gençlik hevesi ve adrenalini mi?

Çünkü hayat çok kısa. Çünkü bunu yapabilecek kadar şanslıyız. Çünkü bunu bugün yapmasaydık hayatımız boyunca da yapamayacaktık. Çünkü biz üzerinde yaşadığımız dünya hakkında onun üzerinde yaşayan insanları tanımadan konuşmak istemiyoruz. Ve son olarak bu soruna şöyle cevap vermek istiyoruz. Neden olmasın ki? (Gülüyoruz)

Hangi ülkelerden geçtiniz? Bundan sonraki rota nedir?

Üç kıtada 35 ülkeyi geçeceğiz. Liste şöyle uzayıp gidiyor…
France, Italy, Slovenia, Croatia, Montenegro, Bosnia, Albania, Kosovo, Macedonia, Greece, Turkey, Georgia, Armenia, Iran, Dubai, India, Nepal, Singapore, Malaysia, Thailand, Laos, Cambodia, Vietnam, Argentina, Chile, Equator, Columbia, Panama, Costa Rica, Honduras, Guatemala, Belize, Mexico, USA, Canada

Bu yolculuğu motorla yapmaya karar vermek o kadar da kolay olmasa gerek. Özellikle de trafik sorunu. Birçok ülkede trafik kuralları ve kazaları oldukça yüksek oranlarda.

Gerçekten öyle. Parmaklarımızı şans için çaprazlıyoruz. En zorlu olanlar büyük şehirler aslında, İstanbul gibi.

Sürücüler için verebileceğiniz tavsiyeler…

Motorcular için, her zaman dikkatli olmalarını söylemeliyiz. Hatta dikkatliden daha fazlası, paranoyak da olabilirler. Motorun üstünde hiçbir zaman doğru olamıyorsun, eğer bir kaza olursa yerde olan mutlaka sen olacaksın. Otomobil sürücüleri için ise durum değişebilir. Biz onlardan daha çok bu durumlara maruz kalıyoruz.

Sizi görüp de uluslar arası gezilere çıkmayı planlayacak olanlar için, ve belki de motorcular için birkaç duraklama noktası…

Türkiye’de şehirden çıktıktan sonra tüm benzin istasyonları iyi bir durak noktası. İnsanlara ne yaptığımızı anlattığımıza hemen bizimle sohbet ediyorlar, çay ısmarlıyorlar bazen de yiyecek. İlginç sohbetler yaşanıyor. Kesinlikle en iyi duraklayacağınız yerler.

Buraya kadar anlattıklarınızla çocuklarınız ve torunlarını için oldukça fazla hikaye biriktirmiş olmalısınız. Torunlarınıza anlatacağınız en iyi hikâye ne olacak?

Kosova’da tamamen tesadüfen oradaki tek motor derneğinin başkanı ile karşılaştık. Adı Bujar’dı bir BMW GS sürüyordu, bizimki gibi. Anlattığı her şeyden önce bize Kosova’lı bir motorcu olarak seyahat etmenin ne kadar zor olduğunu anlattı bize. Trafik veya yollar değildi sorunu, pasaportu neredeyse hiçbir ülke tarafından tanınmayan bir ülkenin vatandaşı bir motorcu olduğu içindi şikâyeti. İki saatlik zevkli bir sohbet sonrasında kendisinin Kosova’daki tek BMW GS sahibi olduğunu da öğrendik, biz onun nüfusunu iki günlüğüne ikiye katlamıştık. Kosova’daki BMW motorlarının sayısını kısa bir süreliğine de olsa ikiye katladığımız için gururluyuz…

KUTU: Guillaume Zekiyan ve Yves-Armen İstanbul’dan sonra Ani ve Akhtamar’a gittiler. Yolda sürekli haberleştik. Atalarının topraklarından geçerken hissettiklerini bana bir mektupla ilettiler. Sizlerle paylaşıyorum:

İkimiz de Ermeni kökenliyiz. Ve iki teker üzerinde Türkiye’yi geçmeyi planlarken tabi ki bizim için önemli olan bazı tarihi yerleri rotamıza koyup oralarda oturup düşünmek de istedik. Bu şekilde hakkında çok duyduğumuz ancak hiç görmediğimiz Ani ve Akhtamar’a gittik. Ani, Türkiye rotamızın en yüksek tepesiydi diyebiliriz.

Bu tarihi Ermeni başkentine gelmek benim büyükbabalarımızın hep istediği ancak belli sebeplerden dolayı asla gerçekleştiremedikleri bir hayaldi. Bizim için de Ani’ye gitmek çok büyük bir olaydı. Beklentilerimiz okuduklarımız ışığında oldukça yükselmişti.

O tarihi Ermeni yapılarının arasında bulunmak tarif edilemezdi. Kapıdaki yazıda ne Ermeni ne de Ermenistan kelimelerinin bir kez bile geçmemesi birçokları gibi bizi de kızdırdı. Ama aynı zamanda bu durumu komik de bulduk. Ani harabelerinde 5 dakika geçiren herkes kendinse şu soruyu soracaktı: “Her bir yapıya bunca komik alfabelerle yazanlar kim?” Bu komik alfabe tabi ki Ermenice olacak gelenler için. Başka soruya gerek yok.

Tüm o kabartmalar ve resimleri gezdik. Khaçkarların üzerinden atladık. 1000 yıllık kiliselere girmek inanılmaz bir duygular yaşattı bize. Tüm o duyguların altında inanılmaz bir üzüntü de vardı. Bu tarihi yapıların korunması için hiçbir şey yapılmıyordu.  Akhtamar’ın restore edilmesine karşın Ani Harabelerinin bu şekilde olması üzücü. Yanımızda inanılmaz duygularla ama bir o kadar da acıyla ayrıldık Ani’den. Zira zaman hızla akıp geçecek ve kimse bir şey yapmaz ise o harabeler yok olacak. Bu yapılar binlerce yıl ayakta kaldılar ama şimdi tamamen politik nedenlerle yok olmaya bırakılıyorlar. Bu acı sadece Ermenilikle ilgili değil evrensel bir acı.

Mektuba kısa not:

Ani’de olduğumuz sürece karşıda duran insanlar gördük. Ermenistan tarafında ki 200 metre kadar bir uzaktaydılar. Onlar konuştuklarını duyabiliyorduk. Ancak gel gör ki politik nedenlerle kapalı olan sınırdan geçemediğimizden Yerevan’a ulaşmamız için iki günden fazla, 500 kilometreye yakın yol gitmemiz gerekti.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s