“Sosyal bir işe girişeceksen hörgücünü iyi doldurmalısın”


Türkiye, German Avagyan’ın adını 2006 yılında gerçekleştirdiği Merhabarev Fotoğraf projesiyle tanıdı. Nar Photo Ajansı’ndan Özcan Yurdalan’la bir masada kahve sohbeti sırasında “haydi yapalım” diye başlayan Merhabarev Fotoğraf Projesi belki de Türkiye Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesi için başlatılan girişimlerin ilklerinden biriydi.

Avagyan ilk olarak bu proje kapsamında İstanbul’a geldiği arkadaşlarıyla birlikte İstanbul’u fotoğrafladı. Aynı şekilde Yerevan’a giden Nar Photo ajansı fotoğrafçıları da Yerevan’ı  fotoğraflayıp karşılıklı sergilemişlerdi.

Avagyan Ermenistan’da son yapılan seçimlerden hemen sonra o fotoğrafların çekildiği Yerevan’ın Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirilen protesto eylemleri sırasında da fotoğraf makinesiyle görevini yaptı. Hayatı karelerine yansıtmaya çalıştı. O eylem sırasında 27 kişinin öldürüldüğü Merhabarev fotoğraflarının çekildiği Yerevan’da bu olayların gerçekleştiği 1 Mart bir dönüm noktası oldu.1 Mart Avagyan’ın hayatında da bir dönüm noktasıydı. O gün yaptığı iş dolayısı ile gerçekleri yansıtmaya çalıştığından, artık çok da sevilmeyen bir insandı. Yaşamı zorlaştırıldı, tehditler de aldı. Kızı ve karısı ile ABD’ye göç etmeye karar verdi.

Son 20 yıldır Kafkaslardaki sorunlu bölgelerle ilgili fotoğraf projeleri yapmaya çalışan Avagyan geçtiğimiz günlerde İstanbul’daydı. İFSAK’ın davetlisi olarak geldiği İstanbul’da bir şokla karşılaştı fotoğrafçı. Azeri partneri fotoğraflarının onunla birlikte sunulmasından korktuğundan ve kendisine gelen baskı yüzünden İstanbul’a gelmekten vaz geçmişti. Avagyan da bu süreyi değerlendirdi, Galata Fotoğrafhanesi’ne bir sunum gerçekleştirdi.

Katılımcı sayısı az ama öz olduğu gece benim evin sofrasında kalabalık ve çeşitli bir kadro ile devam etti. Merhabarev projesinde yer alan yine Ermenistan’ın önde gelen fotoğrafçılarından rahmetli Rupen Mangasaryan’ı andık. Sonra da derin sohbetlere dalıp kendisini sabah kalkacak New York uçağına yolculadık.

“Deprem zamanında nü fotoğraf çekiyordum”

Ermenistan’da 1988 depremi ülkenin yarısından fazlasını çok önemli ölçüde etkiledi. Avagyan ise o dönemi “cahel idim. (Doğu Ermenicesinde genç) Bohem bir hayat sürüyordum. O dönemde stüdyoma kapanıp nü kadın fotoğrafları çekmekle uğraştım. Neden dışarı çıkıp deprem çekmediğimi yıllar sonra kavrayabildim ancak. O büyük trajedi beni herkesten farklı olarak içe kapatmıştı” sözleriyle anlatıyor.

“Komünistsen akıl hastanesine yolluyorlardı”

“Fotoğraf çekerken ne kadar siyasetten uzak durmaya çalışsanız da çektiğiniz her fotoğraf politik oluyor. Ben hep uzak durmaya çalıştım. Ama bir köye gidip ordaki yoksulluğun fotoğrafını çektiğinizde zaten sistem eleştirisi yapmış ve hükümete karşı bir şeyler demiş oluyorsunuz. Dolayısı ile bunun mümkün olduğunu düşünmüyorum” diyen Avagyan’ın hayatında 1997 yılı bir dönüm noktası. Sadece birkaç yüz dolar kazanabilmek için arkadaşının önerdiği bir işi kabul eden Avagyan, Yerevan’ın 200 kilometre dışındaki akıl hastanesinin restorasyon öncesinde fotoğraflarını çekmek için işi kabul etmiş ve hayatı değişmiş:  “Sovyetlerde akıl hastaneleri askeriyeden çok daha kapalı yapılar idi. Normal biri ya da fotoğrafçı oralara giremezdi. Komünizme karşı olan herkesin tıkıldığı bir yerdi oralar bir anlamda. İlk gittiğimde karşılaştığım manzara beni hayrete düşürdü ve her şeyi değiştirdi. Bir süre sonra kendim için çekmeye başladığımı fark ettim ve bu benim daha sonraki yıllarda yapacağım tüm projelere yansıdı. Çekimleri yaparken bir baktım ki birkaç kuruş denkleştirdiğimde soluğu hastanede alıyorum. Oradakilere hediyeler götürüyorum. Başka bir şey düşünemez hale geliyorsunuz bu tip projeler yaparken. Bu proje ile daha sonra ödüller aldım sergiler açtım.”

Savaşmadan savaş yarası olanlar

Avagyan’ın bundan sonraki projesi Azerbaycan ile sınır köylerinden Yerevan’a yollanan engelli veya sakat çocukların eğitim aldığı bir okul olmuş: “Bir arkadaşım aracılığı ile Yerevan’dan bir okulun fotoğraflarını çekmemi istediler. Okula gittiğimde oradaki çocukların Azerbaycan sınırı bölgesinde yaşayan ailelerin çocuklarını gördüm. Çoğu sakat kalmıştı. Ancak savaşa maruz kalan insanlar değildi bunlar. Savaşan insanların ortalıkta bıraktıkları bomba veya silahlarla oynarken yaralanan insanlar. Aynı şekilde Yerevan’ın merkezinde bile savaştan dönerken yanında getirdiği bombalardan yaralanan ve sakat kalan çocuklar gördüm. Bu inanılmaz bir gerçeği yüzünüze vuruyor.”

“Azerbaycan tarafından Ermeni sınırı daha mı uzun?”

Avagyan bu köylerin karşılarında bulunan Azeri köylerinde de aynı çalışmanın yapılmasını sonra da bunları bir Azeri meslektaşı ile sergilemeyi düşünmüş. Tek başına resmi makamların bilgi vermekten gizlediği bu proje kapsamında 40 köy dolaşmış. 40 çocuk fotoğraflarmış. Yüzlercesinin ise sadece adlarını duymuş, var olduklarını öğrenmiş… “Hatta sınır köyleri boyunca bu sergiyi dolaştırıp oradaki çocukları bu fotoğraflarla bilgilendirmek istedim. Bunun için Birleşmiş Milletlerden destek bile alacaktık ancak Azeri partner bulamadım. Azerbaycan büyük memleket, belki sınırın o tarafında daha çok köy var olduğundan finanse edemediler oradaki bir fotoğrafçıyı” sözleriyle de hafiften sitem ediyor.

“Mezarları korumak bile güç”

Avagyan’ın dedeleri Azerbaycan’ın Keğetsk Köyü’nde. 1987’de savaş ilk uçlarını verdikten sonra karşılıklı bir takas yaşandı Ermenistan ile Azerbaycan arasında. Avagyan o dönemleri şöyle anlatıyor: “Aslında kimse bir şey kaybetmeyecek dediler. Azerbaycan’daki Ermenileri Ermenistan’a Ermenistan’daki Azerileri de Azerbaycan’a gönderiler. 1989’da iki ülkede de birer köy kalmıştı geriye, mübadeleye uğramayan. Biri benim babamın Azerbaycan’daki köyü diğer de buradaki onların muadili bir köy.”

İki köyün de bulundukları ülkede kendilerine iş verilmediğinden ekonomik zorluklar çektiğini bu yüzden göç etmeye karar verdiğini anlatıyor Avagyan: “Tek bir konu vardı konuşulan. Ne hayvanlar ne ev. ‘Mezarlıklara dokunulması’ndı. Dokunulmadı da. Şu anda savaşın üzerinden 20 yıldan fazla zaman geçti Ermenistan’da tek bir Azeri mezarlığı var, o da bizim köyde. Ama korumakta zorlanıyorlar. Ben çekime gittiğimde bile niye çekiyorsun bu mezarları diye yan köylerden geliyorlardı. Bizim köydekiler korumak için güçlü durmalılar.”
Avagyan bu mübadele yapılırken ‘herkesin iyiliği için’ denildiğini söylüyor ve hemen arkasından ekliyor: “Değişen bir şey yok. Sovyet döneminde kendi bulundukları köyde ekonomik zorluklar çekip sefil yaşarken şimdi sınırın bu tarafında aynı sefaleti yaşıyorlar. Köylü aynı köylü, köy yine köy…”

“Yine yarım kaldı”

Avagyan yaptığı ve Azerbaycan ile eş zamanlı olarak planladığı tüm projelerin yarım kaldığını belirtirken adeta çocuklarını kaybetmiş gibi bakıyor bana: “Bu projeler karşı taraftan muadillerini bulmadıkça benim için tamamlanmamış işler. Ben proje lafını da sevmem zaten. Hikaye daha iyi geliyor bana. Biz hikayeler yapıyoruz aslında. Ama keşke karşıdan muadillerini bulabilsek.”

“Memleket için herkes savaştı”

Deneyimli fotoğrafçının bir başka yarım kalan projesi de Tiflis’te yaşadığı süre boyunca uğraştığı bir iş. 2006 yılında Tiflis’e gittiğinde Kafkaslarda savaşı ve öncesindeki gerilimleri duygusal anlamda daha önce yaşamış biri olarak savaşın başlayacağını anladığını söylüyor: “Fotoğraflarımız sadece çekilmekle kalmamalı bir amaca hizmet ettirilmeli. Ben böyle düşünürüm. Bu yüzden ordayken de bir gün parlamento fotoğrafçısıyla tanıştım. Onunla bir proje yaptık. Gürcistan’da Kafkaslardan her milletten adam var. Her milletten dünya savaşında savaşmış kişileri fotoğraflardık orada. Bunları Rusya’daki Gürcistan elçiliğinde sergilemek istedik. Amaç herkesin insan olduğunu ve bu topraklarda faşizme karşı herkesin birlikte savaştığını göstermekti. Ama devlet erkanları bir türlü baskı için bütçe bulamadılar… Sonrası malum Osetya, savaş… Beklenen oldu…”

Ana ırk seçmez

Sona, savaş sırasında Ermenistan’dan kaçanlardan. Rotası ise Rusya. Çocuğu olamıyormuş orada kocasıyla evlatlık ediniyor iki çocuğu. Yeni bir hayat yeni bir aile. Bebekler büyümeye başlayınca birinin sağar diğerinin down sendromu olduğunu öğreniyor. Kocası çocukları geri vermez ise boşanmakla tehdit edince Sona kaçtığı ülkesine bu kez çocukları ile dönüyor. Birkaç yıl sokaklarda geçen bir hayat sonrasında Avagyan’ın objektifine yansıyan tek göz odada annesi ve iki çocuğu ile yaşamına tanık oluyoruz. “En güzeli sona hiçbir zaman çocuklarının hangi ırktan ve dinden anne babadan doğduğunu öğrenmek gibi bir şey düşünmemiş. Analık din dil ırk tanımıyor…” derken Avagyan sunumu noktalıyoruz. Bir kahvenin ardından masamızdaki konukların oradan buradan farklı yerlerden geldiği bir yemek. Son ziyaretimizden sonra memleketten getirdiğimiz az biraz konyak ile sohbet devam ediyor benim evde.

Sunum sırasında sormadığımı evde soruyorum. “Hiç dönmedin mi 1 Mart olaylarından sonra Ermenistan’a?”. “Döndüm ama uzun süre kalamıyorum. Belli sebeplerden dolayı” diyor.

Modern bir göç hikayesi onunkisi. German Avagyan. Benim Ermenistan’lı olarak tanıdığım ilk ünlü fotoğrafçılardan biri. Şimdi zorunlu bir göç sebebiyle ABD’de yaşıyor.

“Projeler bitince ne yapacaksın diyorum. Orada nasıl var olacaksın?”

“Bilmiyorum. Ama Buralarda bir şeyiz. Yaptıklarımız bir yere varıyor. Orada bize sıra gelmez. Var olamayız. Ve ben düğün fotoğrafçısı olmak istemiyorum.”

Sohbet ve gece Avagyan’ın sunumdaki şu cümlesiyle sonlanıyor: “Böyle işlere girecek olanları deveye benzetirim ben. Çöle çıkacaksan eğer hörgücünü iyi dolduracaksın ki yolda kalmayasın. Yol zorlu kimse sana yardım etmez. Öte yandan belin de kuvvetli olacak. Taşıman gereken bir ailen de var çünkü. Evet dönmek istiyorum ben de. Ama daha çok ülkemin düzelmesini istiyorum.”

German Avagyan… Fotoğrafçı… Göçmen… Aile Babası… Yolu Kasım 2010’da İstanbul’dan geçti. Tanıyanlar mutlu, kaçıranlar üzülebilir…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s